Ankara
12:10

TR | CH | EN   
Pekin
17:10


Türkiye ile Çin Arasından Diplomatik İlişki Kurulmasının 50. Yıldönümü

Türkiye ile Çin Arasından Diplomatik İlişki Kurulmasının 50. Yıldönümü

Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti 4 Ağustos 1971’de Paris’te “ Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında Diplomatik İlişki Kurulmasına İlişkin olarak Ortak Bildiri” başlıklı belgeyi yayınlamışlardır. Belgede, iki hükümetin ortak bildiri yayınladığı gün itibari ile birbirlerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme, içişlerine karışmama, hak ve çıkar eşitliği ile karşılıklı yarar temelinde diplomatik ilişki kurmaya karar verdikleri ilan edilmiştir. Aynı belgeyle, Türkiye Hükümeti Çin Halk Cumhuriyeti Hükümetini Çin’in tek meşru temsilcisi olarak tanıdığını açıklamıştır.

Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin başlaması ile iki ülke ulusu bölgelerinde barışa, gelişmeye ve işbirliğine mühim katkılar sağlamışlardır. Diplomatik ilişki kurulması, iki ülke arasındaki temasların yepyeni bir gelişme dönemine girmesi için başlangıç olmuştur.

Bu vesileyle, 4 Ağustos 2021 tarihi itibari ile Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılını en içten ve kalbi duygularımla kutlamak ve samimi düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Diplomatik ilişkilerin başlamasını izleyen 50 yıl boyunca iki ülke cumhurbaşkanları, başbakanları, meclis başkanları, dış işleri bakanları, silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanları arasında gerçekleşen karşılıklı ziyaretler, iki ülkenin birbirini daha yakından tanımalarını sağladığı gibi siyasi alandaki karşılıklı güveni de pekiştirerek ikili ilişkilerin kapsamlı olarak gelişmesine güç katmıştır. Bu güven tesisi iki ülkenin ticari ve kültürel olarak ilişkilerinin artmasına sebep olmuştur.

Türkiye’nin ve Çin’in çıkarlarında çatışma alanının bulunmaması, sahip oldukları imkân, kabiliyet, kaynak ve coğrafi konum gibi niteliklerinin birbirini tamamlayıcı mahiyette olması gibi pozitif farklılıklar kadar, insani ve kültürel değerler, toplumsal dinamizm ve yüksek kalkınma hızı gibi benzerlikler de, iki ülkenin iş birliğine katkı sağlayacak unsurlardır. Çin ile Türkiye arasında 1981’de imzalanan “Ekonomik, Sınai ve Teknik İşbirliği Anlaşması” ile ikili ekonomik işbirliğinin önünde geniş ufuklar açılmıştır. İş hacimleri sürekli olarak genişleyen müteahhitlik projeleri, bugün Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinde en önemli alan olmuştur. Türkiye’nin ilk hızlı tren hatlarında biri olan Eskişehir – İstanbul demiryolu hattı China Railway Construction Corporation (CRCC) ve Türk ortakları ile birlikte yapımı bitirilmiş ve işletmeye alınmıştır.  Taahhüt işlerinin seçkin örneklerinden birisi de,  Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama tesisi ve genişletilmesidir. Bunlarla birlikte Çin işletmeleri, Türk firmalarıyla termik ve hidroelektrik santrallerin inşası, çimento ve sülfürik asit fabrikaları kurulması, kömür ocağı açılması gibi projelerde uyum içerisinde çalışmışlardır.

Finans alanında da birçok olumlu ve yararlı gelişmeler olmuştur. Türkiye ve Çin arasında karşılıklı banka şubeleri açılması finansal işbirliklerinin başlamasına katkı sağlamış ve aynı zamanda ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. İki ülke arasında kendi para birimleri ile ticareti desteklemek açısından, son yapılan 3.6 milyar dolar swap anlaşması ile toplam swap anlaşması 6 milyar dolara ulaşmıştır. Böylece, para takası anlaşması ile yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirilen ticaret daha da kolaylaşacak ve iki ülkenin finansal istikrarına destek sağlayacaktır.

Yarım asırlık bir sürede ilişkiler çok önemli ivme ve adımlar alınmış olmakla birlikte Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında işbirliklerinin gelinen düzeyden daha da yukarılara çıkmasının gerekli olduğunu düşünmekteyim.

Özellikle stratejik işbirliği konularında gerekli adımların ve atılımların yapılması en büyük ve en içten temennimdir. Bu temenniyi biraz daha açmak gerekirse, ulaştırma, savunma ve uzay çalışmalarında karşılıklı yarar ve güven temelinde işbirlikleri iki ülkenin dostluğuna ve istikrarına büyük katkılar sağlayacağına inanmaktayım.

Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Çin Halk Cumhuriyeti Başkan Xi Jinping’in vizyonu ve önderliği ile oluşan Bir Yol- Bir Kuşak İnisiyatifinin bir parçası olan Yeni İpek Yolu’nun orta kesiminde bulanan Türkiye’de yapılacak ulaştırma yatırımları, halklarımızı ekonomik ve güvenli şekilde bir birleriyle iletişime sokarak, hammadde, mal ve insan taşımasını geniş bir alana yayarak büyük bir kültürel, teknolojik ve ekonomik sıçrama yaratacaktır.

Savunma alanında ise 90’lı yılların başından beri Çin Halk Cumhuriyeti’nin savunma ilgili kurumları ile yapılan işbirlikleriyle Türk Savunma Sanayii firmaları, teknolojik imkân ve kabiliyet anlamında önemli kazanımlar edinmişlerdir. Ayrıca, Çin’den savunma sanayine yönelik hammadde ve aksam/ekipman tedariki devam etmektedir. Ancak stratejik ve kritik savunma teknolojilerinin üretimleri, iş payları ve ortak çalışmaların yapılması Türkiye için çok değerlidir. Bu bakımdan Çin’in Türkiye için en uygun ortak ve kaynak olduğunu değerlendirmekteyim. Çünkü Türkiye ve Çin’in bölgesel ve küresel anlamda çıkar çatışması bulunmadığı gibi, bölgesinde güçlü bir Türkiye’nin mevcudiyeti bölge ve dünya barışının sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye’nin bölgesinde stratejik bir denge olduğunu farkında olup, bu konuda her türlü desteğe ve yardıma açıktır.

 21.yüzyılda küresel çapta bilimsel, teknolojik ve endüstriyel alanlarda yeni bir çağa adım atıldı. Bilim dalları arasında kaynaşma ve birbirinden etkilenme çok arttı ve bu artış ile bilim ve teknoloji yeni seviyelere taşınıyor. Çin Halk Cumhuriyeti, geliştirdiği insan gücü ve altyapı ile teknolojik innovasyonlara yön vermektedir. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti tarafından geliştirilen Mars keşif aracı Tianwen-1 ve Ay’ın keşfi için Chang uzay araçları bunun yanı sıra dünyanın en büyük teleskobu, bunlara en güzel ilerici teknolojik örneklerdir. Bundan dolayı, Uzay teknolojileri ve atılımları üzerine ilerici hedeflere sahip olan Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti’nin deneyimlerinde istifade etmek için Çin ile Uzay İşbirliği Anlaşması imzalaması ve bu konuda ilişkilerini stratejik ortaklık düzeyine çıkarılmasını yararlı olacağını düşünmekteyim.

Bunlarla birlikte kültürel olarak binyıllarca birbirinden etkilenen ve beslenen Türk kültürü ve Çin Kültürü, iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılında kültürel ve sosyal olarak birbirleriyle daha sıkı kenetlenmeliler. Eski bir Çin deyişi şöyle der: “Ortak ülküsü ve hedefi olanları dağlar ve denizler bile ayıramaz. Barışçıl, karşılıklı yarar, saygı ve hoşgörü temelinde oluşturulan ülküler ve hedefler ülkelere her daim yarar, refah ve huzur getirmiştir. Bunu oluşturmanın yollarından biri de kültür merkezlerinin kurulmasıdır. Mayıs 2021 tarihinde, Beijing’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hizmete girmiştir. Böylece, Büyük Türk Düşünürü Yunus Emre’nin yüzyıllarca evvel söylediği “Gelin tanış olalım, işleri kolay kılalım” sözü Çin Ulusu ve Türk Ulusu için daha anlamlı hale gelmiştir. Zira farklı iki kadim toplum ve ulus birbirine bağlanarak, daha çok iletişim halinde olacak ve karşılıklı işbirliği ve yarar temelinde birbirlerine destek vererek içten, güvenilir dostluklar yaratacaklardır. Bu dostluklar ve işbirlikleri kapsamlı anlamda genişleyerek ülkelerimize ve halklarımıza istikrar, refah mutluluk sunacaktır. Buna mukabil olarak yakın zamanda Türkiye’de de bir Çin Kültür Merkezinin açılmasını tüm heyecanımla umut etmekteyim.

Diplomatik ilişkilerin başlamasından bu yana geçen yarım asırlık sürede Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti zengin geçmişleri ve bugünkü değerli konumlarından aldıkları güç ile dostluklarını ve işbirliklerini daha geniş alanlarda daha da ilerleteceklerini inanmaktayım. Bu vesile ile diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılını en içten ve kalbi duygularımla kutlar ve saygılarımı sunarım.

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUK VAKFI

BAŞKANI

Hasan ÇAPANÇin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti 4 Ağustos 1971’de Paris’te “ Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında Diplomatik İlişki Kurulmasına İlişkin olarak Ortak Bildiri” başlıklı belgeyi yayınlamışlardır. Belgede, iki hükümetin ortak bildiri yayınladığı gün itibari ile birbirlerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme, içişlerine karışmama, hak ve çıkar eşitliği ile karşılıklı yarar temelinde diplomatik ilişki kurmaya karar verdikleri ilan edilmiştir. Aynı belgeyle, Türkiye Hükümeti Çin Halk Cumhuriyeti Hükümetini Çin’in tek meşru temsilcisi olarak tanıdığını açıklamıştır.

Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin başlaması ile iki ülke ulusu bölgelerinde barışa, gelişmeye ve işbirliğine mühim katkılar sağlamışlardır. Diplomatik ilişki kurulması, iki ülke arasındaki temasların yepyeni bir gelişme dönemine girmesi için başlangıç olmuştur.

Bu vesileyle, 4 Ağustos 2021 tarihi itibari ile Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılını en içten ve kalbi duygularımla kutlamak ve samimi düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Diplomatik ilişkilerin başlamasını izleyen 50 yıl boyunca iki ülke cumhurbaşkanları, başbakanları, meclis başkanları, dış işleri bakanları, silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanları arasında gerçekleşen karşılıklı ziyaretler, iki ülkenin birbirini daha yakından tanımalarını sağladığı gibi siyasi alandaki karşılıklı güveni de pekiştirerek ikili ilişkilerin kapsamlı olarak gelişmesine güç katmıştır. Bu güven tesisi iki ülkenin ticari ve kültürel olarak ilişkilerinin artmasına sebep olmuştur.

Türkiye’nin ve Çin’in çıkarlarında çatışma alanının bulunmaması, sahip oldukları imkân, kabiliyet, kaynak ve coğrafi konum gibi niteliklerinin birbirini tamamlayıcı mahiyette olması gibi pozitif farklılıklar kadar, insani ve kültürel değerler, toplumsal dinamizm ve yüksek kalkınma hızı gibi benzerlikler de, iki ülkenin iş birliğine katkı sağlayacak unsurlardır. Çin ile Türkiye arasında 1981’de imzalanan “Ekonomik, Sınai ve Teknik İşbirliği Anlaşması” ile ikili ekonomik işbirliğinin önünde geniş ufuklar açılmıştır. İş hacimleri sürekli olarak genişleyen müteahhitlik projeleri, bugün Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinde en önemli alan olmuştur. Türkiye’nin ilk hızlı tren hatlarında biri olan Eskişehir – İstanbul demiryolu hattı China Railway Construction Corporation (CRCC) ve Türk ortakları ile birlikte yapımı bitirilmiş ve işletmeye alınmıştır.  Taahhüt işlerinin seçkin örneklerinden birisi de,  Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama tesisi ve genişletilmesidir. Bunlarla birlikte Çin işletmeleri, Türk firmalarıyla termik ve hidroelektrik santrallerin inşası, çimento ve sülfürik asit fabrikaları kurulması, kömür ocağı açılması gibi projelerde uyum içerisinde çalışmışlardır.

Finans alanında da birçok olumlu ve yararlı gelişmeler olmuştur. Türkiye ve Çin arasında karşılıklı banka şubeleri açılması finansal işbirliklerinin başlamasına katkı sağlamış ve aynı zamanda ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. İki ülke arasında kendi para birimleri ile ticareti desteklemek açısından, son yapılan 3.6 milyar dolar swap anlaşması ile toplam swap anlaşması 6 milyar dolara ulaşmıştır. Böylece, para takası anlaşması ile yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirilen ticaret daha da kolaylaşacak ve iki ülkenin finansal istikrarına destek sağlayacaktır.

Yarım asırlık bir sürede ilişkiler çok önemli ivme ve adımlar alınmış olmakla birlikte Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında işbirliklerinin gelinen düzeyden daha da yukarılara çıkmasının gerekli olduğunu düşünmekteyim.

Özellikle stratejik işbirliği konularında gerekli adımların ve atılımların yapılması en büyük ve en içten temennimdir. Bu temenniyi biraz daha açmak gerekirse, ulaştırma, savunma ve uzay çalışmalarında karşılıklı yarar ve güven temelinde işbirlikleri iki ülkenin dostluğuna ve istikrarına büyük katkılar sağlayacağına inanmaktayım.

Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Çin Halk Cumhuriyeti Başkan Xi Jinping’in vizyonu ve önderliği ile oluşan Bir Yol- Bir Kuşak İnisiyatifinin bir parçası olan Yeni İpek Yolu’nun orta kesiminde bulanan Türkiye’de yapılacak ulaştırma yatırımları, halklarımızı ekonomik ve güvenli şekilde bir birleriyle iletişime sokarak, hammadde, mal ve insan taşımasını geniş bir alana yayarak büyük bir kültürel, teknolojik ve ekonomik sıçrama yaratacaktır.

Savunma alanında ise 90’lı yılların başından beri Çin Halk Cumhuriyeti’nin savunma ilgili kurumları ile yapılan işbirlikleriyle Türk Savunma Sanayii firmaları, teknolojik imkân ve kabiliyet anlamında önemli kazanımlar edinmişlerdir. Ayrıca, Çin’den savunma sanayine yönelik hammadde ve aksam/ekipman tedariki devam etmektedir. Ancak stratejik ve kritik savunma teknolojilerinin üretimleri, iş payları ve ortak çalışmaların yapılması Türkiye için çok değerlidir. Bu bakımdan Çin’in Türkiye için en uygun ortak ve kaynak olduğunu değerlendirmekteyim. Çünkü Türkiye ve Çin’in bölgesel ve küresel anlamda çıkar çatışması bulunmadığı gibi, bölgesinde güçlü bir Türkiye’nin mevcudiyeti bölge ve dünya barışının sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye’nin bölgesinde stratejik bir denge olduğunu farkında olup, bu konuda her türlü desteğe ve yardıma açıktır.

 21.yüzyılda küresel çapta bilimsel, teknolojik ve endüstriyel alanlarda yeni bir çağa adım atıldı. Bilim dalları arasında kaynaşma ve birbirinden etkilenme çok arttı ve bu artış ile bilim ve teknoloji yeni seviyelere taşınıyor. Çin Halk Cumhuriyeti, geliştirdiği insan gücü ve altyapı ile teknolojik innovasyonlara yön vermektedir. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti tarafından geliştirilen Mars keşif aracı Tianwen-1 ve Ay’ın keşfi için Chang uzay araçları bunun yanı sıra dünyanın en büyük teleskobu, bunlara en güzel ilerici teknolojik örneklerdir. Bundan dolayı, Uzay teknolojileri ve atılımları üzerine ilerici hedeflere sahip olan Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti’nin deneyimlerinde istifade etmek için Çin ile Uzay İşbirliği Anlaşması imzalaması ve bu konuda ilişkilerini stratejik ortaklık düzeyine çıkarılmasını yararlı olacağını düşünmekteyim.

Bunlarla birlikte kültürel olarak binyıllarca birbirinden etkilenen ve beslenen Türk kültürü ve Çin Kültürü, iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılında kültürel ve sosyal olarak birbirleriyle daha sıkı kenetlenmeliler. Eski bir Çin deyişi şöyle der: “Ortak ülküsü ve hedefi olanları dağlar ve denizler bile ayıramaz. Barışçıl, karşılıklı yarar, saygı ve hoşgörü temelinde oluşturulan ülküler ve hedefler ülkelere her daim yarar, refah ve huzur getirmiştir. Bunu oluşturmanın yollarından biri de kültür merkezlerinin kurulmasıdır. Mayıs 2021 tarihinde, Beijing’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hizmete girmiştir. Böylece, Büyük Türk Düşünürü Yunus Emre’nin yüzyıllarca evvel söylediği “Gelin tanış olalım, işleri kolay kılalım” sözü Çin Ulusu ve Türk Ulusu için daha anlamlı hale gelmiştir. Zira farklı iki kadim toplum ve ulus birbirine bağlanarak, daha çok iletişim halinde olacak ve karşılıklı işbirliği ve yarar temelinde birbirlerine destek vererek içten, güvenilir dostluklar yaratacaklardır. Bu dostluklar ve işbirlikleri kapsamlı anlamda genişleyerek ülkelerimize ve halklarımıza istikrar, refah mutluluk sunacaktır. Buna mukabil olarak yakın zamanda Türkiye’de de bir Çin Kültür Merkezinin açılmasını tüm heyecanımla umut etmekteyim.

Diplomatik ilişkilerin başlamasından bu yana geçen yarım asırlık sürede Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti zengin geçmişleri ve bugünkü değerli konumlarından aldıkları güç ile dostluklarını ve işbirliklerini daha geniş alanlarda daha da ilerleteceklerini inanmaktayım. Bu vesile ile diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. Yılını en içten ve kalbi duygularımla kutlar ve saygılarımı sunarım.

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUK VAKFI

BAŞKANI

Hasan ÇAPAN




HABER KÖŞESİ
ETKİNLİKLER